#31
#küreselsavunma
#teknoloji
#KIZILELMA
#savunmasanayii
#havacılıkveuzay
#denizsistemleri
#türksavunmasanayii
#sarsılmaz
#meteksan
#tei
#bmc
#otokar
#fnss
#havelsan
#mke
#stm
#savunmaihracatı
#ssb
#füzesavunma
Savunma Sanayii1 dk okuma

Güney Kore'den Asimetrik Tehditlere Karşı Sürü İmhа Konsepti

Güney Kore'den Asimetrik Tehditlere Karşı Sürü İmhа Konsepti

Modern muharebe sahasında asimetrik tehditlerin yükselişi, hava savunma doktrinlerinde köklü bir revizyonu zorunlu kılıyor. Bu bağlamda Güney Kore, 1 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleştirdiği operasyonel tatbikatla, düşük maliyetli ancak yüksek yoğunluklu sürü saldırılarına karşı geliştirdiği savunma konseptini sahada test etti.

Söz konusu tatbikat, Güney Kore'nin hava savunma envanterinin geniş ölçekli ve koordineli insansız hava aracı (İHA) saldırılarına karşı direncini ölçmek amacıyla ilk kez canlı atışlı bir senaryo ile icra edildi. Askeri otoriteler tarafından paylaşılan veriler, savunma sistemlerinin alçak irtifada hareket eden ve eş zamanlı olarak saldırı düzenleyen 50 adet drone'dan oluşan bir sürüyü hedef aldığını doğruluyor.

Haber Görseli

Gerçekleştirilen operasyonel test neticesinde, radar kilitlenmesi ve ateş kontrol sistemlerinin entegrasyonu sayesinde 50 adet saldırı drone'u başarıyla imha edildi. Bu tatbikat, sürü zekasına sahip platformların geleneksel hava savunma ağlarında yarattığı doygunluk etkisini (saturation attack) bertaraf etme noktasında kritik bir referans noktası teşkil ediyor.

Fox News yayın akışında yer alan bilgilere göre, 1 Temmuz 2026 tarihinde gerçekleşen bu saha denemesi, bölgedeki hava savunma mimarisinin gelecekteki olası konvansiyonel olmayan tehditlere karşı hazırlık seviyesini net bir şekilde ortaya koydu. Savunma analistleri, bu başarının bölgedeki stratejik güç dengelerinde İHA ve karşı-İHA (C-UAS) rekabetini yeni bir boyuta taşıyacağını değerlendiriyor.

#küreselsavunma #teknoloji #füzesavunma


Kaynak: Habere Git

Savunma Sanayii1 dk okuma

Dijital erişim kısıtlamaları ve savunma haberciliğinde veri bütünlüğü

Dijital erişim kısıtlamaları ve savunma haberciliğinde veri bütünlüğü

Savunma ve havacılık ana sanayii ile küresel güvenlik mimarisine dair gelişmeleri takip eden prestijli haber kaynaklarına yönelik teknik erişim kısıtlamaları, stratejik savunma haberciliğinde yeni bir engel teşkil ediyor. NATO Genel Sekreterliği'nin Ankara'daki temasları ve savunma sanayii üretim kapasitelerine yönelik beklentilerinin takip edildiği süreçte, 'Turkish Minute' üzerinden yayımlanması beklenen haber içeriğine ilişkin yürütülen teknik incelemelerde, ilgili web sunucusunun bağlantı taleplerini reddettiği gözlemlenmiştir.

Söz konusu kaynakta yer alması öngörülen; NATO'nun üretim taahhütleri, Türkiye'nin ittifak içerisindeki stratejik rolü ve savunma sanayii projelerine yönelik finansal verilerin analizi, 'ERR_CONNECTION_REFUSED' hatası nedeniyle yapılamamıştır. Söz konusu hata mesajı, ağ geçitlerinin bağlantıyı sonlandırmasıyla sonuçlanmış olup, hedef kitlemiz olan savunma uzmanları ve mühendisler için kritik öneme sahip olması beklenen bütçe detayları, şirket isimleri ve stratejik teslimat programlarına dair hiçbir veri setine ulaşılamamıştır.

Haber Görseli

Savunma sanayii muhabirliği perspektifinden bakıldığında, dijital altyapıdaki bu tür kesintiler, açık kaynak istihbaratı (OSINT) faaliyetlerinin sürekliliğini doğrudan etkilemektedir. Analiz edilen bağlantı üzerinden herhangi bir somut savunma verisi veya askeri doktrin bilgisi elde edilememiştir.

#savunmasanayii #küreselsavunma #teknoloji


Kaynak: Habere Git

Savunma Sanayii1 dk okuma

Asimetrik Arama Kurtarma Kapasitesinde Milli Eşik: STM DAR Venezuela’da Operasyonel Sahaya İndi

Asimetrik Arama Kurtarma Kapasitesinde Milli Eşik: STM DAR Venezuela’da Operasyonel Sahaya İndi

01 Temmuz 2026 tarihi itibarıyla, Türk savunma sanayisinin yüksek hassasiyetli sensör teknolojilerindeki yetkinliğini temsil eden STM Savunma Teknolojileri Mühendislik ve Ticaret AŞ tarafından geliştirilen STM Duvar Arkası Radar (DAR) sistemi, uluslararası arenadaki ilk operasyonel sınavını Venezuela’da veriyor. Venezuela'da meydana gelen deprem felaketinin ardından bölgeye intikal eden Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) İnsani Yardım Tugay Komutanlığına bağlı Doğal Afet Arama Kurtarma (DAK) timleri, enkaz altındaki hayati verileri dijital ortama aktarmak için milli teknoloji DAR sistemini aktif olarak kullanmaktadır.

Sistemin operasyonel geçmişi, özellikle kentsel alanlardaki afet yönetiminde kritik bir referans noktası teşkil etmektedir. 6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerde sahaya sürülen STM DAR, görsel erişimin imkansız olduğu enkaz yığınları altında 50'den fazla kişinin konumunu milimetrik hassasiyetle tespit ederek sağ kurtarılmalarına doğrudan imkan tanımıştır. Bu saha tecrübesi, sistemin bugün Venezuela’daki çok katmanlı yapısal enkazlarda sergilediği performansın temelini oluşturmaktadır.

Haber Görseli

Teknik spesifikasyonlar bazında incelendiğinde, yaklaşık 6,5 kilogram ağırlığındaki kompakt yapısıyla öne çıkan DAR, Ultra Geniş Bant (UGB) sinyalleri vasıtasıyla engellerin arkasındaki statik ve dinamik unsurları iki boyutlu olarak haritalandırmaktadır. STM tarafından yapılan teknik açıklamaya göre sistem, enkaz altında bulunan canlının nefes alıp vermesi esnasındaki göğüs kafesi hareketlerini, el ve kol gibi mikro ve makro hareketleri RF (Radyo Frekansı) sinyalleriyle saptayabilmektedir. Bu veriler, canlının sadece varlığını değil, aynı zamanda kaç metre derinlikte ve hangi koordinatta olduğuna dair noktasal veriyi kullanıcıya anlık olarak aktartmaktadır.

Lojistik ve sürdürülebilirlik açısından tek personel tarafından taşınabilen cihaz, gelişmiş batarya teknolojisi sayesinde 4 saatten fazla kesintisiz görev icra edebilmektedir. Sistem, tripod gibi yardımcı aparatlarla sabitlenerek tablet bilgisayar üzerinden uzaktan komuta edilebilme özelliğiyle, arama kurtarma personeli için riskli alanlarda güvenli operasyon imkanı sunmaktadır.

STM DAR'ın kullanım konsepti sadece afet yönetimiyle sınırlı kalmayıp, asimetrik harp ve iç güvenlik senaryolarını da kapsamaktadır. Terörle mücadele, rehine kurtarma ve insan ticaretiyle mücadele gibi kritik operasyonlarda görsel temasın kurulamadığı kapalı mekanların analizinde stratejik bir istihbarat aracı olarak tanımlanan sistem; halihazırda Türk Silahlı Kuvvetleri, Jandarma Genel Komutanlığı, Emniyet Genel Müdürlüğü, Denizli Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı ve Erzincan İl Özel İdaresi envanterinde aktif olarak görev yapmaktadır. Venezuela'daki bu misyon, milli sensör teknolojilerinin küresel ölçekteki operasyonel güvenilirliğini pekiştiren stratejik bir adım olarak kayda geçmiştir.

#stm #teknoloji #savunmasanayii

Temsili Görsel / Kaynak: İnternet


Kaynak: Habere Git

Savunma Sanayii1 dk okuma

Hava Savunma Doktrininde Stratejik Çeşitlilik: Türkiye, SAMP/T ve Patriot Alternatiflerini Masaya Yatırıyor

Hava Savunma Doktrininde Stratejik Çeşitlilik: Türkiye, SAMP/T ve Patriot Alternatiflerini Masaya Yatırıyor

Ankara, bölgesel tehdit algılamalarının ve jeopolitik istikrarsızlıkların tırmandığı bir dönemde, hava ve füze savunma mimarisini çok uluslu entegrasyonlar ve yerli projelerle tahkim etmeye yönelik stratejik hamlelerini hızlandırıyor. Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler tarafından yapılan açıklamalar, Türkiye'nin ulusal hava sahasının korunması amacıyla alternatifli bir tedarik ve entegrasyon stratejisi izlediğini ortaya koyuyor. Bu kapsamda Ankara, Fransa-İtalya ortak yapımı SAMP/T ve ABD menşeili Patriot hava savunma sistemlerinin tedarikine yönelik değerlendirme süreçlerini aktif olarak yürütüyor.

Milli Savunma Bakanı Yaşar Güler, ülkenin hava savunma şemsiyesini güçlendirmek adına mevcut tüm opsiyonların masada olduğunu belirterek, "SAMP/T ve Patriot hava savunma sistemlerinin tedariki de dahil olmak üzere tüm seçenekler değerlendirilmektedir" ifadesiyle Ankara’nın çok katmanlı savunma vizyonundaki pragmatik yaklaşımını teyit etti. Bu açıklama, bölgesel güvenlik denkleminin yeniden tanımlandığı bir konjonktürde, Türkiye'nin sınır güvenliğini ve stratejik varlıklarını koruma kararlılığının bir göstergesi olarak kabul ediliyor.

Haber Görseli

Söz konusu tedarik arayışları sürerken, sahadaki operasyonel hareketlilik de dikkat çekici bir boyuta ulaştı. NATO misyonu kapsamında, müttefik hava sahasının korunmasını artırmak amacıyla Haziran ayında İtalya’ya ait bir SAMP/T sistemi Konya Hava Üssü’ne konuşlandırıldı. Eş zamanlı olarak, yine müttefik savunmasını desteklemek üzere Almanya’dan kaydırılan bir Patriot füze savunma sistemi, NATO’nun füze savunma radar üssüne ev sahipliği yapan Malatya ilindeki Kürecik radar üssünün bulunduğu bölgeye yerleştirildi. NATO yetkilileri, Ortadoğu'da yükselen gerilim hattı karşısında gerçekleştirilen bu intikallerin Türkiye’nin savunma yeteneklerini pekiştirme amacı taşıdığını vurguluyor.

Öte yandan Ankara, dış kaynaklı tedarik arayışlarının ötesinde, öz kaynaklara dayalı teknolojik bağımsızlık vizyonunu da kararlılıkla sürdürüyor. 2025 yılında duyurulan yerli ve milli "Çelik Kubbe" (Steel Dome) hava savunma projesi, bu stratejinin merkez üssünü oluşturuyor. Çok katmanlı bir mimariye sahip olan Çelik Kubbe; kısa, orta ve uzun menzilli hava savunma sistemlerini lazer tabanlı savunma teknolojisiyle birleştirmeyi hedefliyor. Bu entegre ağ, çok çeşitli hava tehditlerine karşı entegre bir kalkan oluşturarak Türkiye'nin gelecekteki savunma doktrininin en kritik bileşeni olmaya aday görünüyor.

#türksavunmasanayii #füzesavunma #küreselstrateji


Kaynak: Habere Git

Savunma Sanayii1 dk okuma

ASELSAN'ın Stratejik Üretim Hamlesi: Akıllı Mühimmat ve Sualtı Sistemlerinde Küresel Etki Alanı Genişliyor

ASELSAN'ın Stratejik Üretim Hamlesi: Akıllı Mühimmat ve Sualtı Sistemlerinde Küresel Etki Alanı Genişliyor

Türk savunma sanayii devi ASELSAN, hızla artan sipariş hacmini karşılamak ve kritik üretim altyapısını tahkim etmek amacıyla, 40 milyon dolarlık devasa bir yatırımla Akıllı Mühimmat ve Sualtı Sistemleri İlave Üretim ve Test Merkezleri'ni devreye aldı. Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yapılan resmi açıklamaya göre, 17 bin 360 metrekare kapalı alana sahip bu yeni tesisler, yalnızca mevcut kapasiteyi artırmakla kalmayıp, aynı zamanda hava ve deniz savunma sistemlerinin üretiminde robotik ve otomasyon altyapısını stratejik düzeyde güçlendirerek, Türkiye'nin uluslararası askeri güç dengelerindeki konumunu pekiştirecek.

Bu stratejik hamle, ASELSAN'ın teslimat kapasitesinde, üretim hızında ve ürün kalitesinde dikkate değer bir sıçrama vaat ediyor. Geleceğin harp sahasında asimetrik üstünlük sağlayacak akıllı mühimmatların ve derin deniz yeteneklerinin seri üretimini güçlendiren bu merkezler, Türkiye'nin yerli ve milli savunma sanayii ekosistemi için hayati bir eşik atlamayı temsil ediyor.

Haber Görseli

ASELSAN'ın Akıllı Mühimmat Portföyü: Geleceğin Vuruş Gücü

ASELSAN'ın akıllı mühimmat portföyünde öne çıkan TOLUN Akıllı Mühimmat Ailesi, yeni nesil 250 lb sınıfı hassas güdümlü mühimmatları kapsıyor. Seri üretimi süregelen bu mühimmatlar, F-16 ve geleceğin muharip insansız hava araçlarından Kızılelma gibi kritik platformlara başarıyla entegre edilmiştir. Ailenin öne çıkan üyeleri arasında, 50 kilometrenin üzerinde menzile sahip lazer arayıcı başlıklı TOLUN-L ve satıhtan atış kabiliyetine sahip itki sistemli uzun menzilli varyantı TOLUN-S bulunmaktadır. Ayrıca, parça tesirli TOLUN-F ve elektronik harp dirençli TOLUN-EW versiyonları, düşük ağırlık, yüksek hassasiyet ve modüler yapısıyla farklı harekat senaryolarına adapte olabilme yeteneğini sergilemektedir. Bu mühimmatlardan bazıları, uluslararası pazarlara yapılan ihracat teslimatlarıyla da küresel rekabetteki yerini almıştır.

Hava patlamalı akıllı mühimmatlar olan ATOM Serisi, özellikle sütre arkasındaki, bina içindeki veya siperlerdeki hedeflere karşı son derece etkili çözümler sunmaktadır. ATOM 40 ABM (40 mm), yüksek hızlı ve otomatik bomba atar sistemleriyle uyumlu olup, Şahin Silah Sistemi ile entegrasyonu sayesinde mini İHA'lara karşı da kritik bir savunma unsuru olarak görev yapmaktadır. Serinin 25 mm ve 35 mm varyantları da (ATOM 25 / 35 ABM), farklı kalibredeki ihtiyaçlara cevap vermektedir.

Standart genel maksat bombalarını hassas güdümlü akıllı silahlara dönüştüren güdüm kitleri de ASELSAN'ın stratejik ürün yelpazesinin önemli bir parçasını oluşturmaktadır. LGK (Lazer Güdüm Kiti) ailesi, LGK-82 (Mk-82 için), LGK-83 ve LGK-84 (Mk-84 için) varyantlarıyla yarı-aktif lazer arayıcı başlıklı sistemler sayesinde tam isabet kabiliyeti sunmaktadır. Bu kitlerin seri üretimi devam etmekte ve ihracat pazarlarında da talep görmektedir. KGK (Kanatlı Güdüm Kiti), Mk-82 bombalarına eklenen kanatlarla menzili önemli ölçüde uzatarak uzun menzilli hassas vuruş imkanı sağlamaktadır. GPS/INS tabanlı HGK (Hassas Güdüm Kiti) ve 500 lb Mk-82 bombaları için lazer + ANS/KKS güdümlü GÖZDE hassas kiti, hareketli hedeflere karşı üstün performans sergileyerek muharebe sahası esnekliğini artırmaktadır. Ayrıca, KORKUT hava savunma sistemi ile entegre 35 mm ATOM gibi akıllı mühimmatlar ve çeşitli tapa ile elektronik harp dirençli çözümler de bu alandaki derin kabiliyeti gözler önüne sermektedir.

Sualtı Sistemleri: Derinliklerin Stratejik Hâkimi

Denizaltı harbi ve sualtı keşif yeteneklerinde çığır açan ASELSAN, gelişmiş sonar sistemleriyle de dikkat çekmektedir. DÜFAS (Düşük Frekans Çekilebilir Aktif/Pasif Sonar), Türkiye'nin ufuk ötesi denizaltı savunma harbi (DSH) kabiliyetini temsil eden ilk çekilebilir sonarıdır. Fırkateyn ve korvetlere entegre edilen DÜFAS, aktif modda denizaltı ve mayın tespiti yaparken, pasif modda torpido ve diğer sualtı tehditlerini uzun mesafeden algılama yeteneğine sahiptir. FERSAH Serisi (FERSAH 100, FERSAH-2) karinaya monteli sonar sistemleri olarak, aktif/pasif modda denizaltı, torpido, mayın ve su üstü tehditlerini tespit, takip ve sınıflandırma görevlerini üstlenmektedir. Bu sistemler, Multistatık Sonar Süit Sistemi ile entegre çalışarak birden fazla sonar verisini birleştirip geniş alan gözetimi sağlayabilmekte, sonobuoy ve diğer sensörlerle uyumlu operasyonel esneklik sunmaktadır.

ASELSAN, denizaltılara özel ıslak uç (wet-end) çözümlerinde de yerlileşme ve millileşme hedefini ileri taşımaktadır. Silindirik Hidrofon Dizisi (CHA), Yan Dizi (Flank Array), Pasif Menzil Dizisi (PRA), Silindirik Kesme Dizisi (CIA), Aktif Çalışma Sonarı (AOS) ve Kendi Gürültü Analizi (ONA) gibi altı ana dizi, basınçlı gövde geçişleri ve konektörlerle birlikte tamamen yerli olarak üretilmektedir. Bu bileşenler, denizaltıların akustik imzasını optimize ederek tespit kabiliyetlerini artırmaktadır.

Denizaltıların beka kabiliyetini artıran torpido karşı tedbir sistemleri alanında HIZIR 100-S, tehdit tespiti yaparak akıllı karşı tedbirler atabilen bir sistem olarak öne çıkmaktadır. ZARGANA ise ASELSAN'ın katkılarıyla geliştirilmiş, sensör verileriyle torpido tehdidini belirleyip önlem alan kritik bir denizaltı savunma çözümüdür.

Geleceğin deniz kuvvetleri için vazgeçilmez olan otonom su altı araçları (AUV) serisinde DERİNGÖZ Ailesi (DERİNGÖZ 100M/600, 100L/300) modüler yapısıyla dikkat çekmektedir. 600 metre derinliğe kadar görev yapabilen bu araçlar, mayın karşı tedbirleri (MCM), boru hattı/platform denetimi, keşif-gözetleme ve su altı araştırmaları gibi geniş bir görev yelpazesini icra edebilmektedir. KILIÇ Serisi (KILIÇ 10, KILIÇ 200) ise kamikaze otonom su altı araçları (OSA) olarak tasarlanmış, tek kullanımlık veya tekrar kullanılabilir vurucu sistemler olarak denizdeki asimetrik tehditlere karşı yeni bir kabiliyet sunmaktadır.

Bunların yanı sıra, su altı telefonları ve haberleşme arayüzleri, çekili ve manyetik dekoylar ile düşük-yüksek frekans bandında su altı akustik ve sinyal işleme teknolojileri de ASELSAN'ın sualtı sistemleri alanındaki entegre yeteneklerini tamamlamaktadır.

ASELSAN'ın bu kapsamlı ve stratejik yatırımı, Türkiye'nin savunma sanayii ekosistemini ileriye taşıyarak, ulusal güvenlik hedeflerine ulaşmada kritik bir rol oynamaktadır. Akıllı mühimmat ve sualtı sistemlerindeki yerli kabiliyet artışı, ülkenin bölgesel ve küresel ölçekteki askeri caydırıcılık ve operasyonel esneklik kapasitesini yeni bir boyuta taşırken, geleceğin çok boyutlu harp sahasına yönelik adaptasyon yeteneğini de gözler önüne sermektedir.

#türksavunmasanayii #füzesavunma #denizsistemleri


Kaynak: Habere Git

Savunma Sanayii1 dk okuma

NATO Parlamenter Zirvesi Heyetinin Baykar Ziyareti: İttifakın Savunma Doktrininde Milli Platformların Stratejik Konumlandırması

NATO Parlamenter Zirvesi Heyetinin Baykar Ziyareti: İttifakın Savunma Doktrininde Milli Platformların Stratejik Konumlandırması

İstanbul’un küresel savunma diplomasisinin merkezi haline geldiği NATO Parlamenter Zirvesi kapsamında, ittifakın gelecekteki askeri kapasitesini ve teknolojik otonomisini doğrudan ilgilendiren kritik bir saha ziyareti gerçekleştirildi. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un ev sahipliğinde, 30 Haziran 2026 tarihinde icra edilen programda, zirve için Türkiye’de bulunan çeşitli ülkelerin meclis başkanları Baykar Milli Teknoloji Merkezi’ne üst düzey bir ziyaret düzenledi.

Savunma analistleri tarafından NATO’nun operasyonel derinliği ve müttefikler arası teknoloji transferi açısından stratejik bir eşik olarak değerlendirilen bu ziyaret, Türkiye’nin insansız platformlar alanındaki mühendislik gücünü yasama organlarının zirvesine taşıdı. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un bizzat eşlik ettiği heyet, İstanbul’daki merkezde yürütülen yeni nesil Ar-Ge projelerini ve otonom sistemlerin modern harp doktrinlerine entegrasyon süreçlerini yerinde gözlemledi. 30 Haziran 2026 tarihli bu program, sadece bir tesis gezisi olmanın ötesinde, NATO’nun doğu kanadındaki askeri-teknolojik ekosistemin müttefik karar vericiler tarafından tescillenmesi anlamını taşıyor.

Haber Görseli

Askeri güç dengeleri perspektifinden bakıldığında, Baykar Milli Teknoloji Merkezi’nde sergilenen yerli ve milli çözümlerin NATO’nun müşterek harekât kabiliyetine sağlayacağı katkılar, diplomatik temasların ana eksenini oluşturdu. Zirve kapsamında gerçekleşen bu saha incelemesi, ittifak üyesi ülkelerin savunma bütçelerini optimize etme ve asimetrik tehditlere karşı yüksek teknolojili platformlarla yanıt verme stratejilerinin önemli bir parçası olarak kayıtlara geçti. TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş’un liderliğinde gerçekleşen bu temaslar, Türk savunma sanayii şirketlerinin küresel ölçekteki prestijini ve stratejik caydırıcılıktaki rolünü bir kez daha teyit etti.

#türksavunmasanayii #insansızhavaaracı #küreselstrateji


Kaynak: Habere Git

Savunma Sanayii1 dk okuma

Transatlantik Güvenlik Mimarisinde Yeni Eksen: Texas'tan Ankara'ya Kesintisiz Savunma Ağı

Transatlantik Güvenlik Mimarisinde Yeni Eksen: Texas'tan Ankara'ya Kesintisiz Savunma Ağı

Küresel güvenlik mimarisinin radikal bir dönüşüm geçirdiği ve konvansiyonel tehdit konseptlerinin yerini asimetrik hibrit savaş unsurlarına bıraktığı bu kritik dönemde, müttefikler arasındaki askeri-endüstriyel iş birliği parametreleri yeniden tanımlanıyor. 29 Haziran 2026 tarihinde İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda gerçekleştirilen NATO Parlamenter Zirvesi, ittifakın geleceğini şekillendirecek stratejik bir projeksiyona ev sahipliği yaptı. Bu üst düzey buluşma, 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara'da gerçekleştirilecek olan büyük NATO Zirvesi öncesinde müttefik ülkelerin karar alıcıları ve savunma planlayıcıları için kritik bir hazırlık ve dayanışma platformu niteliği taşıyor.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, zirve kapsamında müttefik parlamenterler onuruna verilen resmi yemekte yaptığı konuşmada, transatlantik güvenlik eksenindeki entegrasyon açıklarına vurgu yaptı. Erdoğan, "Dar siyasi çıkarlar nedeniyle Türkiye'nin sahip olduğu savunma kapasitesinin dışlanması kimseye fayda sağlamaz. Bu noktada, ama veya fakat olmaksızın, Texas'tan Ankara'ya uzanan ittifak genelinde bir güvenlik ve savunma ağı inşa etmeliyiz" diyerek Batı ittifakının savunma sanayii ve teknoloji paylaşımı konusundaki kısıtlamalarına karşı net bir duruş sergiledi.

Haber Görseli

Jeopolitik Kırılmalar ve Güvenlik Paradigmasının Yeniden İnşası

Avrupa-Atlantik coğrafyasının doğu ve güneydoğu sınırlarında biriken jeopolitik risklerin asimetrik tehdit haritasını kökten değiştirdiğini belirten Erdoğan, savaş tehlikesi, krizler, terörizm ve düzensiz göç dalgalarının savunma stratejilerini güncellemeyi zorunlu kıldığını ifade etti. Küresel sistemin mevcut tanımlamalarının anlamını yitirdiğini savunan Cumhurbaşkanı, Gazze ve Lübnan'da yaşanan son askeri krizlerin insani vicdanda derin yaralar açmasının yanı sıra, uluslararası kurumsal yapıların ve askeri teorilerin inandırıcılığını da tasfiye ettiğini kaydetti.

Türkiye’nin, ittifakın Avrupa savunma sütununun inşasında birincil aktörlerden biri olduğuna dikkat çeken Erdoğan, Avrupa Birliği bünyesinde başlatılan savunma ve güvenlik girişimlerinin tamamında Türkiye’nin askeri ve endüstriyel kabiliyetleriyle yer alma iradesini yineledi. Ankara'da düzenlenecek olan ana zirve kapsamında organize edilecek "NATO Savunma Sanayii Forumu", Türk savunma sanayii ekosisteminin ulaştığı teknolojik olgunluk seviyesini ve operasyonel olarak kanıtlanmış milli platformları müttefiklerin incelemesine sunacak kapsamlı bir askeri diplomasi alanı olarak tasarlandı.

Askeri Katkı Parametreleri ve Caydırıcılık Endeksi

Jeostratejik açıdan kriz bölgeleriyle 1.800 kilometreden (1.118,47 mil) fazla kara sınırı bulunan Türkiye, 70 yılı aşkın süredir NATO'nun güney kanadındaki en büyük askeri gücü ve caydırıcılık unsuru olarak konumlanıyor. Lahey Zirvesi’nde müttefiklerin önüne koyulan savunma harcaması taahhütleri doğrultusunda askeri bütçesini ve Ar-Ge yatırımlarını sistematik olarak artıran Ankara, NATO misyon, operasyon ve çok uluslu görev güçlerine en aktif katkı sağlayan ilk 5 müttefik ülke arasında yer alarak operasyonel ağırlığını koruyor. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye'nin Avrupa kıtasının kolektif güvenliğine sunduğu bu kritik katkıların müttefik başkentler tarafından zaman zaman göz ardı edilmesini ise stratejik bir hata olarak değerlendirdi.

Bölgesel Güvenlik Odakları ve İki Devletli Çözüm

NATO’nun 360 derecedik çok boyutlu güvenlik konseptinin Ukrayna sahası, Basra Körfezi ve Filistin’deki kriz bölgelerini aynı hassasiyetle izlemesi gerektiğini ifade eden Erdoğan, Türkiye'nin bölgesel diplomasi hamlelerine de değindi. Ankara'nın, Amerika Birleşik Devletleri ile İran arasındaki ateşkes arayışlarında Pakistan ve Katar gibi bölgesel ortaklarla aktif diplomatik koordinasyon yürüteceğini bildirdi. Ayrıca Lübnan'ın istikrarını sabote etmeye yönelik askeri provokasyonlara karşı küresel parlamenter destek çağrısında bulundu.

Ortadoğu coğrafyasında kalıcı istikrar ve barışın tesis edilmesinin askeri işgallerin son bulmasına bağlı olduğunu hatırlatan Erdoğan, krizin nihai çözümü için 1967 sınırları temelinde, toprak bütünlüğü korunmuş, bağımsız, egemen ve coğrafi bütünlüğe sahip bir Filistin Devleti'nin kurulmasının (iki devletli çözüm) kaçınılmaz olduğunu belirtti.

Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin stratejik denge politikasına da değinen Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, savaşın her iki tarafıyla da doğrudan, üst düzey askeri ve diplomatik temas kurabilen ve bu sayede somut koridorlar açabilen yegane müttefik ülkenin Türkiye olduğunu belirterek, adil arabuluculuk faaliyetlerinin kararlılıkla sürdürüleceğini ifade etti. Zirve delegasyonunun, program kapsamında Türkiye'nin öncü savunma sanayii tesislerini ziyaret ederek askeri-teknolojik yetkinlikleri yerinde inceleyeceği bildirildi.

#türksavunmasanayii #küreselstrateji #nato


Kaynak: Habere Git