
Ankara Zirvesi ve NATO 3.0: Avrupa'nın stratejik otonomi arayışı
7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Ankara’da gerçekleştirilecek NATO Zirvesi, transatlantik ittifakın geleceğini şekillendirecek kritik bir dönüm noktasına ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 32 üye ülke liderinin yanı sıra üst düzey askeri komutanlar, savunma ve dışişleri bakanlarının katılımıyla icra edilecek zirve, Ukrayna'dan Hürmüz Boğazı'na kadar uzanan geniş bir coğrafyadaki jeopolitik riskleri ve savunma iş birliği dinamiklerini masaya yatıracak.
Alman Şansölye Friedrich Merz’in danışmanı ve kıdemli milletvekili Jurgen Hardt, zirve öncesinde yaptığı değerlendirmede, Avrupa’nın değişen ABD öncelikleri karşısında daha fazla sorumluluk alması gerektiğinin altını çizdi. Hardt, "Avrupa daha eşit ve yetenekli bir ortak haline gelmelidir. Hem Trump yönetimi hem de Avrupa bunu istiyor" ifadelerini kullanarak, kıtanın stratejik otonomiye geçiş ihtiyacını vurguladı.

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth tarafından duyurulan "NATO 3.0 incelemesi", Washington’ın Avrupa’daki askeri varlığını "hızlı ve geri döndürülemez" bir şekilde Avrupalı müttefiklerin öz yeterliliğine kaydırmayı hedefliyor. Bu stratejik değişim, ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce açıkladığı, Almanya’dan 5.000 askerin çekilmesi kararıyla somutlaşan "yük paylaşımı" taleplerini de kapsıyor.
Almanya tarafında ise savunma politikalarında ciddi bir paradigma değişimi gözlemleniyor. Şansölye Friedrich Merz’in savunma harcamalarını artırma ve orduyu modernize ederek Avrupa’nın en güçlü silahlı kuvvetlerini inşa etme taahhüdü, Almanya'nın ittifak içindeki ağırlığını artırma niyetini yansıtıyor. 2010 yılından bu yana NATO Parlamenter Asamblesi üyesi olan Jurgen Hardt, bu noktada Almanya'nın daha büyük bir rol üstlenmeye hazır olduğunu belirterek, ABD askeri varlığının bir yük olmaktan ziyade, operasyonel iş birliği içerisinde geliştirilmesi gereken bir kapasite olduğunu savundu.
Ankara zirvesinin bir diğer önemli gündem maddesi ise Türkiye’nin ittifak içindeki stratejik konumu olacak. Hardt, Türkiye’nin NATO içindeki askeri ağırlığının belirgin şekilde arttığına dikkat çekerek, Ankara ile Batı Avrupa savunma sanayileri arasında daha derin bir entegrasyon çağrısında bulundu. Türk savunma sanayisinin saha gerçeklerine hızlı uyum sağlayan mühendislik kabiliyetinin, Avrupa'nın caydırıcılık kapasitesini artırmada büyük potansiyel taşıdığını belirten Hardt, bu iş birliğinin güçlü bir siyasi destekle taçlandırılması gerektiğini ifade etti. Avrupa Birliği’nin, Türkiye, Birleşik Krallık ve Norveç gibi üye olmayan NATO müttefikleri ile güvenlik ve savunma iş birliğini güçlendirmesi, kıtanın yeni güvenlik mimarisi için "stratejik bir ilgi" alanı olarak tanımlanıyor.
Kaynak: Habere Git