
Güney Kore’nin askeri doktrininde drone odaklı dönüşüm süreci
Modern muharebe sahasının şekillenmesinde insansız hava araçlarının (İHA) belirleyici rolü, Güney Kore Savunma Bakanlığı’nı köklü bir doktrin değişikliğine zorladı. Savunma Bakanı Ahn Gyu-back tarafından duyurulan yeni strateji, kara, hava, deniz ve deniz piyadelerinden oluşan 500.000 aktif görevli personelin tamamının, İHA operasyonları konusunda kapsamlı bir eğitimden geçirilerek “drone savaşçılarına” dönüştürülmesini hedefliyor. Bakanlığın vizyonu, “küçük uçan cihazı, her askerin kişisel silahı kadar temel bir ekipman haline getirmek” şeklinde özetleniyor.
Bu stratejik geçişin temelinde, Ukrayna ve Orta Doğu'daki çatışma alanlarında ticari dronların konvansiyonel savunma sistemlerini etkisiz kılma kapasitesi yatıyor. Kuzey Kore’nin 1,2 milyonu aşan personel sayısına karşı sayısal dezavantajı gidermeyi amaçlayan Seul yönetimi, drone filosunu hızla genişletiyor. 2024 yılı içerisinde 11.000 ticari eğitim dronunun envantere dahil edilmesi planlanırken, bu sayının 2029 yılı itibarıyla 60.000 adede ulaştırılması hedefleniyor. Taarruz kabiliyetini artırmak amacıyla ise 2030 yılına kadar 20.000'den fazla “tek yönlü saldırı dronu” (loitering munition) tedarik edilecek.

Saldırı yeteneklerinin merkezinde, İran yapımı Shahed-136’nın tersine mühendislik yoluyla analiz edildiği Amerikan Lucas konsepti baz alınarak geliştirilen “K-Lucas” uzun menzilli dolanan mühimmatlar yer alıyor. Güney Kore'nin bu hamlesi, 2022 yılında beş Kuzey Kore drone'unun Seul üzerindeki hava sahasını ihlal edip devlet başkanlığı ofisi yakınına kadar ulaşmasının ardından, savunma mimarisindeki zafiyetleri giderme aciliyetiyle de tetiklenmiş durumda.
Savunma Bakanlığı, organizasyonel yapıda da değişikliğe giderek mevcut drone operasyon komutanlığını lağvediyor ve bu yapıyı bir teknoloji merkezine dönüştürüyor. Operasyonel yetkinin, doğrudan ön hat piyade ve zırhlı birliklere devredilmesiyle, İHA kullanımının merkezileşmesi ve hız kazanması amaçlanıyor. Ayrıca 2027 yılından itibaren cephe hattı savunmasına, dron sürülerini etkisiz kılmak için lazer tabanlı aktif savunma sistemleri ve yüksek güçlü mikrodalga (HPM) silahları entegre edilecek.
Ancak bu iddialı plan, ciddi tedarik zinciri ve demografik zorluklarla karşı karşıya. Siber güvenlik gerekçesiyle tüm dronların Çin bileşeni içermeyecek şekilde %100 yerli üretim olması zorunluluğu, DJI gibi küresel pazarın dominant aktörlerinin hakim olduğu tedarik zincirinden ayrışmayı zorunlu kılıyor. Düşen doğum oranları nedeniyle personel havuzu daralan Güney Kore için, hem bağımsız bir savunma sanayi ekosistemi kurmak hem de yüz binlerce personeli bu sistemlerle eğitmek, stratejik bir sınav niteliği taşıyor.
#insansızhavaaracı #küreselstrateji #savaşteknolojileri
Kaynak: Habere Git