
Deniz savunma mimarisinde yeni bir katman: Anti-Drone Warfare gerekliliği
Modern harp sahasında otonom tek yönlü saldırı (OWA) dronlarının yaygınlaşması, mevcut savunma mimarisindeki yapısal bir boşluğu gün yüzüne çıkardı. ULAQ Global Deniz Sistemleri Koordinatörü ve Emekli Tümamiral Hasan Özyurt tarafından işaret edildiği üzere, Anti-Drone Warfare (ADW) kavramı; ne geleneksel hava savunma sistemlerinin ne de konvansiyonel C-UAS (Küçük Dron Savunma) yapılarının içine tam olarak sığmaktadır. ADW, kendine has tehdit fiziği, özgün angajman ekonomisi ve platform gereksinimleriyle müstakil bir operasyonel alan olarak tanımlanmalıdır.
Sayısal veriler, bu yeni tehdit katmanının yarattığı ekonomik dengesizliği açıkça ortaya koymaktadır. Birim maliyeti 20.000 – 50.000 Dolar arasında değişen OWA dronları; 40 – 100 kg harp başlığı taşıyabilen ve GNSS karıştırma sistemlerine karşı dirençli platformlardır. Savunma planlamacıları, tehdit sınıflandırmasını yaparken genellikle üç kademeli bir yapı kullanmaktadır: Tier 1 (20 kg altı ticari sistemler), Tier 2 (100–850 kg arası OWA dronları) ve Tier 3 (Mürettebatlı hava araçları ve seyir füzeleri). Mevcut konvansiyonel hava savunma sistemleri Tier 3 üzerine kurgulanmışken, Tier 2 kategorisindeki düşük maliyetli ve yüksek hacimli OWA dron saldırıları, savunma bütçelerini sürdürülemez bir hızla tüketmektedir.

Özellikle deniz ortamında, kara tabanlı savunma sistemlerinin tespit menzili ve pozisyonel kısıtları, bu tehdide karşı yetersiz kalmaktadır. ABD Savunma Bakanlığı (DoD) tarafından yürütülen analizler, maliyet etkinliği düşük olan füze sistemlerinin bu tip dron sürülerini durdurmak için kullanılmasının stratejik bir zafiyet olduğunu kanıtlamıştır. Hasan Özyurt'un vurguladığı gibi: "ADW, mevcut hava savunma programlarına dahil edilmemeli, ayrı bir operasyonel alan olarak kaynaklandırılmalıdır. Deniz savunma kapasitesi, AESA tespit sistemli ve maliyet uyumlu mühimmata sahip, ileri konuşlu insansız platformlara öncelik vermelidir."
Bu bağlamda İnsansız Deniz Araçları (İDA/USV), deniz güvenliği mimarisinin en kritik unsuru haline gelmektedir. Bir ADW platformu olarak İDA'lar; AESA radar, çok spektrumlu elektro-optik yönlendirici ve maliyet etkin hassas güdümlü mühimmat içeren entegre bir 'öldürme zinciri (kill chain)' donanımına sahip olmalıdır. ULAQ Global'in Cirit güdümlü roketleri ve UMTAS kısa menzilli füzeleriyle donatılmış İDA modelleri, bu yaklaşımın operasyonel sahadaki karşılığını oluşturmaktadır.
Denizden gelen tehditlere karşı, kara tabanlı sistemlerin aksine 30 km gibi ileri bir mesafede konuşlanabilen İDA'lar, savunma hattına hayati bir erken uyarı ve angajman süresi kazandırmaktadır. Örneğin, 200 km/sa hızla hareket eden bir dron için kara tabanlı sistemlerde 10 km'lik bir tespit menzili, angajman için üç buçuk dakikadan az bir süre bırakırken; İDA'ların 30 km ileri konuşlanması, 185 km/sa hızdaki bir tehdide karşı yaklaşık on dakika, 600 km/sa hızdaki jet motorlu varyantlara karşı ise üç dakika ek süre sağlamaktadır. 10–15 metre boyundaki bu platformlar, düşük radar ve termal izleriyle tespit edilmeleri güç yapılar olarak, sürekli değişen tehdit eksenlerine hızla adapte olabilmektedir. Nihai sonuç olarak; donanma komutanlıkları, Coyote gibi düşük maliyetli durdurucular ve entegre komuta kontrol (C2) yapıları ile desteklenmiş, ileri konuşlu İDA ağlarını stratejik bir öncelik haline getirmelidir.
#denizsistemleri #savunmasanayii #türksavunmasanayii
Kaynak: Habere Git