
F-35 radarları yüksek güçlü mikrodalga silahlarına dönüşüyor
Modern hava harbi, F-35 program lideri Korgeneral Greg Masiello’nun ABD Senatosu Silahlı Hizmetler Komitesi’nde yaptığı açıklamalarla yeni bir boyuta evriliyor. Korgeneral Greg Masiello, F-35 platformlarında kullanılan radarların, sadece birer sensör değil, aynı zamanda yüksek güçlü mikrodalga (HPM) silahları olarak işlev görebilecek kadar yüksek enerji seviyelerine ulaştığını doğruladı. Bu teknolojik dönüşüm, sadece Lockheed Martin F-35 Lightning II uçaklarını değil, İngiliz Eurofighter Typhoon ve çok uluslu Global Combat Aircraft Program (GCAP) platformlarını da doğrudan ilgilendiriyor.
HPM teknolojisi, düşman radarlarını, iletişim radyolarını ve pasif alıcıları yoğun enerji darbeleriyle çevrimdışı bırakmayı veya fiziksel olarak kalıcı hasara uğratmayı hedefliyor. Korgeneral Greg Masiello, bu yeteneğin 200 km menzile kadar etkili olabileceğini vurgulayarak, tehdit algısını temelden değiştiriyor. Bu güç artışının odağında, ABD F-35 filolarına entegre edilen Northrop Grumman APG-85 radarı bulunuyor. Northrop Grumman APG-85 radarı başka hiçbir ülkeye verilmeyecek ve mevcut APG-81 sensörüyle fiziksel olarak değiştirilemeyecek bir mimariye sahip.

Sistemin tam potansiyeli, uçağın motor ve soğutma altyapısındaki kritik yükseltmelere bağlı durumda. F-35'in yükseltilmiş motorlarının 2031 yılında teslim edilmesi planlanırken, soğutma sistemi iyileştirmelerinin ise 2031’den "birkaç yıl sonra" tamamlanması bekleniyor. Mevcut soğutma kapasitesi 30 kW iken, APG-85 radarının gerektirdiği kapasite 62 kW ila 80 kW seviyesine ulaşarak uçağın toplam soğutma ihtiyacını iki kattan fazla artırıyor. Bu soğutma gereksinimi, radarın anten üzerinden dışarıya devasa miktarda enerji pompaladığının en somut göstergesi olarak kabul ediliyor. Programdaki aksamalar nedeniyle, ABD Deniz Piyadeleri’ne teslim edilen bazı F-35B uçakları halihazırda radarsız olarak envantere girmiş durumda.
Hava Kuvvetleri Araştırma Laboratuvarı için Boeing tarafından geliştirilen CHAMP (Counter-electronics HPM Advanced Missile Project) füzesi, 2012 yılında tek bir sortide birden fazla elektronik hedefi saf dışı bırakarak bu konudaki öncü rolünü kanıtlamıştı. Ancak CHAMP projesinin 2015 yılındaki konferanslarda "çok pahalıya mal olduğu" belirtilmişti. Şimdi ise APG-85, APG-81'in galyum-arsenit (GaAs) teknolojisi yerine daha verimli olan galyum-nitrür (GaN) kullanıyor. Bu sayede aynı giriş gücüyle daha geniş bir frekans bandında daha fazla enerji hedefe aktarılıyor.
İngiliz tarafında ise Leonardo ve QinetiQ gibi şirketlerin 1990'lardan bu yana süren çalışmaları dikkat çekiyor. QinetiQ’nun 2002 yılında hizmete açtığı Orion test tesisi ve 2007 yılında bir Tornado üzerinde denenen Advanced Radar Targeting System (ARTS), RAF Typhoon uçakları için geliştirilen ECRS Mk 2 radarının temelini oluşturdu. Oldukça maliyetli olan ECRS Mk 2, İngiltere’nin elektronik saldırı modlarına verdiği stratejik önemi yansıtıyor.
Geleceğin GCAP savaş uçağı ise ISANKE (Integrated Sensing and Non-Kinetic Effects) sensör paketiyle donatılıyor. GCAP, her iki motorda iki megavat sınıfı entegre jeneratörler ve ileri soğutma kapasitesiyle bu enerji ihtiyacını karşılamayı hedefliyor. Bununla birlikte, HPM teknolojisinin saha operasyonlarında GPS uyduları ile etkileşime girme riski ve "bomba hasar tespiti" (BDA) yapılamaması gibi teknik engeller, sistemin yaygın kullanımı önündeki en büyük zorluklar olarak öne çıkıyor. Ayrıca, HPM sistemleri, doğrudan siber saldırıların icra edilmesi için bir dağıtım hattı görevi de görebiliyor.
#havacılıkveuzay #teknoloji #küreselsavunma
Temsili Görsel / Kaynak: İnternet
Kaynak: Habere Git