
Küresel sermaye ve savunma sanayii: ASELSAN için BlackRock iddiası
Savunma sanayii ekosisteminde dengeleri değiştirebilecek çapta bir iddia, Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan tarafından 1 Temmuz 2026 tarihinde TBMM kürsüsünden dile getirildi. Türkiye’nin stratejik derinliğini oluşturan yerli savunma sanayii şirketlerinin geleceğine yönelik bu çıkış, küresel finansal aktörlerin yerli savunma devlerine yönelik iştahına dair tartışmaları alevlendirdi.
Arıkan, yaptığı konuşmada doğrudan bir soruyla muhataplarına seslenerek, "BlackRock adlı Amerikan fonu, Aselsan’ı mı almak istiyor?" ifadesini kullandı. İddiaların merkezinde, söz konusu fonun satın alma süreçlerini yönetmesi için Tom Barack’ın görevlendirildiği yönündeki detaylar yer alıyor. Arıkan, konunun ciddiyetine dikkat çekmek adına, Mart ayında BlackRock Fonu Başkanı Larry Fink’in Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyarete ve Dolmabahçe’de Cumhurbaşkanı ile yaptığı görüşmeye işaret etti. "Siz Larry Fink ile Dolmabahçe’de ne görüştünüz?" diye soran Arıkan, bu görüşmenin detaylarının kamuoyu ile paylaşılması gerektiğinin altını çizdi.

Dünyanın en büyük 43. savunma sanayii şirketi konumunda bulunan ve 90’dan fazla ülkeye yüksek teknoloji ihracatı gerçekleştiren ASELSAN'ın, Türkiye’nin egemenlik ve savunma kapasitesi için taşıdığı hayati öneme dikkat çekildi. Arıkan, bu kritik kurumun herhangi bir ticari bilanço kalemi olarak görülemeyeceğini belirterek, "ASELSAN, bu milletin bağımsızlık iradesidir. Türkiye’nin stratejik savunma sanayii şirketleri, küresel sermaye hesaplarının değil; bu milletin egemenlik hakkının konusudur" değerlendirmesinde bulundu.
Savunma sanayii analistleri, özellikle yerli sistemlerin (KAAN, Atak Helikopteri ve Fırtına obüsleri gibi) motor tedariki konusunda yaşanan kısıtlamaların, kritik şirketlerin mülkiyet yapısına dair yürütülen tartışmaları daha da hassas hale getirdiğini ifade ediyor. Arıkan’ın dile getirdiği "bu topraklarda kurulan her milli değerin, yine bu toprakların iradesiyle korunacağı" vurgusu, savunma sanayiinde yerlilik ve millilik kriterlerinin, finansal sermaye hareketlerinin çok daha üzerinde bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu ortaya koyuyor.
Kaynak: Habere Git