Geri Dön
Küresel savunma mimarisinde otonom sistemler dönemi ve yükselen drone doktrini
Savunma Sanayii, Havacılık ve Uzay
#İHA

Küresel savunma mimarisinde otonom sistemler dönemi ve yükselen drone doktrini

Modern harp sahasında insansız hava araçlarının (İHA) belirleyici bir güç çarpanı haline geldiği gerçeği, 25 Haziran gecesi Rusya topraklarına düzenlenen ve yaklaşık 660 insansız hava aracının eş zamanlı olarak kullanıldığı operasyonla bir kez daha tescillendi. Moskova’dan Kırım’a kadar uzanan geniş bir coğrafyada lojistik merkezleri ve askeri hava meydanlarını hedef alan bu koordineli taarruz, geleneksel hava savunma doktrinlerinin büyük bir sınavla karşı karşıya olduğunu ortaya koydu.

Aircraft Value Intelligence editörü John Persinos’un analizine göre, çatışma sahaları artık “asimetrik” bir evrime sahne oluyor. Geleneksel hava üstünlüğü stratejileri, avcı uçakları ve maliyeti yüksek hassas güdümlü mühimmatlar üzerine kurulu sistemlerden, hızla üretilebilen ve hacimli bir şekilde konuşlandırılabilen düşük maliyetli platformlara doğru kayıyor. Savunma planlamacıları artık az sayıda pahalı sistem yerine, gerektiğinde değiştirilebilen ve savunma hatlarını doyum noktasına ulaştırarak imha kapasitesini aşan sürü odaklı stratejilere yöneliyor.

Haber Görseli

Bu stratejik dönüşüm, ABD savunma bütçeleme süreçlerine de yansımış durumda. Pentagon'un son bütçe teklifinde otonom sistemler ve ilgili teknolojiler için 53 milyar doların üzerinde bir fon ayrılırken, hava, kara, deniz ve denizaltı platformları için yaklaşık 17 milyar dolarlık bir bütçe tahsis edildi. Teknolojik tarafta ise yapay zeka, gelişmiş batarya teknolojileri ve otonom uçuş yazılımları, İHA'ların karmaşık görevleri insan müdahalesi olmadan icra etmesini mümkün kılıyor.

Sivil ve askeri havacılık ekosistemindeki bu ivme, ekonomik verilerle de destekleniyor. Küresel ticari drone pazarının, on yıl bitmeden yıllık 65 milyar doları aşması beklenirken, Federal Havacılık İdaresi (FAA) ABD ticari drone filosunun bir milyon kayıtlı hava aracının üzerine çıkacağını öngörüyor. Paket teslimatından altyapı denetimine, tarımsal gözlemden arama-kurtarma faaliyetlerine kadar genişleyen bu pazar, savunma sanayindeki Ar-Ge yatırımlarının da ana itici gücü haline geldi.

Savunma sektörü artık sadece platform üretimine değil, aynı zamanda sensör füzyonu, iletişim ağları ve AI tabanlı karar destek sistemlerine odaklanıyor. John Persinos, devletlerin önündeki en kritik meydan okumanın, bu sistemlerin üretimini ne kadar hızlı ölçeklendirebilecekleri ve gelişen otonom tehditlere karşı ne denli etkili savunma kalkanları geliştirebilecekleri olduğunu vurguluyor.


Kaynak: Habere Git

İhracatİthalatDenizHavaKaraUzaySiber