
Transatlantik Savunma Diyaloğunda Kritik Dönemeç: CAATSA, KAAN ve F-35 Ekseninde Stratejik Angajman
Türkiye-ABD savunma ilişkilerinin geleceğini şekillendirecek kritik parametreler, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın gündeme dair kapsamlı açıklamalarıyla yeniden masaya yatırıldı. Anadolu Ajansı’nın servis ettiği bilgilere göre, Fidan, CAATSA yaptırımlarının Türkiye-ABD ilişkilerinde "kurumsal olarak kalıcılığı olan tek negatif husus" olduğunu vurgulayarak, bu durumun iki ülke arasındaki stratejik iş birliği potansiyeline gölge düşürdüğünü belirtti.
CNN Türk’teki mülakatında CAATSA dosyasını iki ülke arasındaki en temel sorun başlığı olarak konumlandıran Bakan Fidan, geçmiş yıllarda birçok ülkenin Türkiye’ye yönelik savunma sanayii kısıtlamalarının kaldırılmış olmasına rağmen, CAATSA’nın hâlâ çözüm bekleyen ana engel teşkil ettiğini ifade etti. Bu kısıtlayıcı tedbirlerin ortadan kaldırılması yönünde Ankara’nın somut adımlar attığının altını çizen Fidan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile ABD Başkanı Donald Trump’ın daha önce bu konuda güçlü bir siyasi irade beyanında bulunduğunu hatırlattı. İki liderin talimatları doğrultusunda Dışişleri ve Savunma bakanlıklarının yoğun bir mesai harcadığı da gelen bilgiler arasında.

CAATSA yaptırımlarının akıbetine yönelik soruları yanıtlayan Fidan, sürecin idari düzeyde siyasi bir irade ile desteklendiğini ancak Amerikan Kongresi'ndeki yasama sürecinin ayrı bir takip mekanizması gerektirdiğini aktardı. Bu durum, stratejik kararların idari mekanizmalar ile kongre süreçleri arasındaki karmaşık dengeyi bir kez daha gözler önüne serdi.
KAAN Motorları ve Entegre Diplomatik Dosya
Bakan Fidan’ın açıklamaları, Türkiye’nin Milli Muharip Uçak KAAN projesi için ABD’den talep ettiği jet motorları konusuna da açıklık getirdi. Fidan, Türkiye’ye yönelik savunma sanayii engellerinin kaldırılması için sistemli bir diplomasi yürütüldüğünü belirterek, Halkbank davası, genel savunma sanayii kısıtlamaları ve iki ülke ilişkilerinin daha rasyonel bir zemine oturtulması gibi başlıkların aynı diplomatik dosyada, entegre bir biçimde ele alındığını vurguladı. NATO üyesi olmayan birçok ülkeye dahi ticari gerekçelerle silah ve mühimmat satılırken, ittifak ortağı Türkiye’ye yönelik bu tür kısıtlamaların, Trump yönetimi açısından dahi mantıksal bir temele oturtulamayacağını savundu. Fidan, bu engellerin genellikle geçmiş dönemlerde oluşan Türkiye karşıtı siyasi atmosferin bir sonucu olduğunu ifade etti.
F-35 Programında İki Katmanlı Geri Dönüş Senaryosu
Türkiye’nin F-35 Müşterek Taarruz Uçağı programına yeniden entegrasyonu konusunda iki ayrı başlık bulunduğunu açıklayan Fidan, bu konudaki stratejik ayrımı netleştirdi. İlk başlık, F-35 satış yasağının kaldırılması olarak öne çıkarken, ikinci ve daha karmaşık olan başlık ise Türkiye’nin programdaki üretici ortak statüsüne geri dönmesi. Bakan Fidan, F-35 satış yasağının kaldırılmasının, CAATSA yaptırımlarının sona ermesinin ardından "daha kolay bir adım" olarak değerlendirilebileceğini belirtti. Ancak, üretici ortak olarak programa yeniden dâhil olmak için F-35 konsorsiyumunun ayrıca yeni bir karar almasının zorunlu olduğunu kaydetti. Bu durum, Türkiye'nin gelecekteki hava gücü projeksiyonu ve küresel savunma tedarik zincirindeki konumu açısından kritik öneme sahip stratejik kararları işaret etmektedir.
Ankara’nın CAATSA, KAAN, F-35 ve genel savunma sanayii kısıtlamaları başlıklarını, diplomatik angajmanlarının merkezinde tek bir bütün olarak ele aldığı bu açıklamalarla bir kez daha teyit edildi. Bu stratejik dosyaların gelecekteki seyri, bölgesel ve küresel askeri güç dengeleri üzerinde derin ve kalıcı etkiler yaratmaya devam edecektir.
Kaynak: Habere Git