
Çin'in modüler konteyner stratejisi: Sivil lojistik ağlarında gizli hava gücü
Pekin Teknoloji Enstitüsü (BIT), modern muharebe sahalarında hava gücünün dağıtık bir yapıda konuşlandırılmasına olanak tanıyan, yüksek hareket kabiliyetine sahip yeni bir elektromanyetik fırlatma sistemi geliştirdi. Söz konusu sistem, birbirine mekanik menteşelerle bağlanan üç adet sekiz tekerlekli kamyonun oluşturduğu bir platform üzerinden sabit kanatlı pervaneli drone'ların fırlatılmasını mümkün kılıyor. Bu teknolojik hamle, 70'ten fazla Çinli araştırma kuruluşunun koordinasyonunda yürütülen ve drone, hava savunma, gemisavar, denizaltı savunma harbi, kara saldırı, radar, elektronik harp ve komuta-lojistik sistemleri gibi en az 10 farklı modülü içeren kapsamlı bir "konteynerize silah modülü paketi" projesinin merkezinde yer alıyor.
Stratejik düzeyde incelendiğinde sistem, Tayvan Boğazı gibi yüksek tansiyonlu çatışma bölgelerinde Çin'in sabit hava üslerine olan bağımlılığını minimize etmeyi amaçlıyor. Özellikle Mart 2026 itibarıyla Reuters tarafından rapor edildiği üzere, Çin'in 200'den fazla eski J-6 savaş uçağını süpersonik saldırı drone'larına dönüştürerek bölgedeki altı farklı üsse konuşlandırmış olması, bu sabit tesislerin Tayvan'ın 600 kilometre menzilli Hsiung Feng IIE ve 1.200 kilometre menzilli uzun menzilli seyir füzeleri karşısında savunmasız kalabileceği gerçeğini ortaya koyuyor. Çin, mobil fırlatma platformları sayesinde sivil trafik içerisine gizlenerek tespit edilmeyi zorlaştırmayı ve hedefleme döngülerini karmaşıklaştırmayı hedefliyor.
Deniz operasyonlarında ise bu konteynerize sistemler, sivil ticaret gemilerinin "geçici drone taşıyıcılarına" dönüştürülmesi suretiyle operasyonel esnekliği artırmak için kullanılıyor. Andrew Erickson'ın Mart 2026'da ABD-Çin Ekonomik ve Güvenlik İnceleme Komisyonu'na sunduğu verilere göre, Çin halihazırda 400 harp gemisi ve 60 denizaltı ile dünyanın en büyük donanma filosuna sahip. Bu nicel üstünlüğün, "gri bölge" operasyonlarında sivil gemi görünümlü fırlatıcılarla birleştirilmesi, ABD ve müttefikleri üzerinde operasyonel bir ikilem yaratıyor.
İhracat perspektifinden bakıldığında sistem, Kuşak ve Yol Girişimi (BRI) ortakları için düşük maliyetli bir güç projeksiyonu modeli olarak konumlandırılıyor. Adya Madhavan tarafından Nisan 2025'te hazırlanan rapora göre Çin, 17-18 ülkeye UCAV satışı gerçekleştirmiş durumda. Bu ülkeler arasında Pakistan 103 adet, Suudi Arabistan 85 adet, BAE 50 adet ve Mısır 42 adetlik alımlarıyla öne çıkıyor; bunları Cezayir, Laos ve Irak izliyor. SIPRI verilerine göre 2021-2025 yılları arasında dünya silah ihracatının %5,6'sını gerçekleştiren Çin, %42'lik paya sahip olan ABD'nin ardından dünyanın beşinci büyük ihracatçısı konumunda bulunuyor.
Ancak savunma analistleri, bu sistemin operasyonel sürdürülebilirliğine dair uyarıda bulunuyor. Cindy Zheng'in Haziran 2023 tarihli analizinde belirttiği üzere, Çin menşeli sistemlerdeki yedek parça temin zorluğu, bakım personeli eksikliği, sistem uyumsuzluğu ve zayıf tedarikçi sorumluluğu gibi "gizli maliyetler", söz konusu teknolojiyi edinen ülkeler için uzun vadeli bir operasyonel risk faktörü olarak değerlendiriliyor.
Kaynak: Habere Git