
İnsansız Hava Aracı Ekosisteminde Otonom Dağılım ve Yeni Bölgesel Güvenlik Dinamikleri
Modern harp sahasında insansız hava araçlarının (İHA) yayılımı, stratejik bir dönüm noktasına işaret ediyor. Century International bünyesindeki 'Beyond the Axis' adlı kapsamlı raporun baş yazarı Peter Salisbury’nin aktardığına göre, ABD ve İsrail’in İran’ın vekil unsurlarına karşı yürüttüğü askeri operasyonlar, hedeflenen liderleri ve silah tesislerini vurmasına rağmen, Tahran destekli grupların operasyonel sürekliliğini kırmakta yetersiz kaldı. Rapor, dünya genelindeki İHA kaynaklı çatışma olaylarının 2016 yılında 140 seviyesindeyken, 2025 yılına gelindiğinde 58.000’in üzerine çıkarak %41.000 oranında devasa bir artış kaydettiğini ortaya koyuyor.
International Institute for Strategic Studies (IISS) bünyesindeki uzman Wolf-Christian Paes, 'vekil' kavramının artık operasyonel gerçekliği yansıtmadığını belirtiyor. Paes, Tahran'ın geçmişte sistemlerin tamamını ve eğitimini doğrudan aktardığını, ancak günümüzde bu milis grupların İran tasarımlarını baz alarak kendi İHA'larını üretebildiklerini ifade ediyor. Kritik bir detay olarak; Shahed-136 drone'ları için gerekli olan motor gibi parçaların, doğrudan Çinli üreticilerden temin edildiği vurgulanıyor. Paes, bu durumu şu sözlerle özetliyor: 'İHA yayılımı, Tahran'ın artık parçaları teslim etmesine gerek kalmadan sistemlerin yeniden üretilebildiğinin iyi bir örneğidir.'

Bu teknolojik demokratikleşme, Chatham House uzmanı Neil Quilliam'ın dikkat çektiği üzere stratejik bir bağımsızlığa kapı aralıyor. Quilliam, özellikle Husi milislerinin durumuna işaret ederek, 'Husi milislerinin kendi İHA ve füze programlarını geliştirme yeteneği, onlara on yıl önce hayal bile edilemeyecek bir operasyonel otonomi düzeyi kazandırdı' değerlendirmesinde bulunuyor. Rapor, Husi unsurlarının Somali, Cibuti, Eritre ve Sudan kıyılarında kurdukları kaçakçılık ağlarıyla etki alanlarını genişlettiklerini ve Yemen'deki çatışma tecrübesiyle kendi üretim kabiliyetlerini olgunlaştırdıklarını kaydediyor.
Lübnan Hizbullahı tarafında ise durum daha karmaşık bir seyir izliyor. İsrail’in baskılarına karşı Tahran’ın desteğinin kritik önemi devam etse de, Quilliam'ın tespitiyle; 'İran'ın etkisi hala sürüyor ancak etki ile kontrol aynı şey değildir; Tahran artık çıkarları yalnızca kısmen örtüşen çok sayıda yetenekli aktörü koordine etme zorluğuyla karşı karşıya.'
Gazze ve Irak'taki gruplarda da benzer bir model gözlemleniyor. Tahran, eğitim, istihbarat paylaşımı ve stratejik koordinasyon kanallarıyla ağırlığını korumaya çalışsa da, 'Direniş Ekseni' içindeki üretim merkezlerinin çoğalması, bu ağı geleneksel yöntemlerle bozulması daha zor, esnek ve oldukça öngörülemez bir yapıya dönüştürüyor. Uzmanlar, bu yeni güvenlik zorluğunu; 'yetkin aktörlerin çok merkezli yapısı' olarak tanımlıyor.
Temsili Görsel / Kaynak: İnternet
Kaynak: Habere Git