
Ankara zirvesi sonrası küresel savunma mimarisinde yeni denklem
8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi, ittifakın geleceği ve küresel güç dengeleri açısından dönüm noktası niteliğinde gelişmelere sahne oldu. Zirvenin ardından açıklamalarda bulunan ABD Başkanı Donald Trump, süreci “Bu muazzam derecede başarılı bir zirve” ifadeleriyle tanımlayarak, ittifak içindeki uyumu vurguladı. Zirve gündeminin merkezinde, 50 milyar dolar tutarında yeni savunma tedarik anlaşması ve Ukrayna için tahsis edilen 80 milyar dolarlık ek yardım paketi yer aldı.
İttifak üyeleri, zirve bildirisinde NATO'nun 5. Madde kapsamındaki toplu savunma taahhüdünü güçlü bir şekilde yineleyerek, İran'a Hürmüz Boğazı'nı açması çağrısında bulundu. Jeopolitik gerilimlerin gölgesinde gerçekleştirilen zirve, Ukrayna özelinde somut bir askeri kazanıma da kapı araladı. Transatlantik Güvenlik Girişimi Direktörü Torrey Taussig, “Bu zirvede Ukrayna net kazanan taraftı” değerlendirmesinde bulunarak, Ukrayna'nın kendi Patriot önleme füzelerini üretmesine onay verilmesini stratejik bir kırılma olarak nitelendirdi. Eurasia Center Direktör Yardımcısı Andrew D’Anieri ise bu gelişmeyi, ABD savunma sanayii tedarik zincirleri üzerinde olumsuz bir etki yaratmadan sahadaki operasyonel kapasiteyi artıracak bir hamle olarak yorumladı.

Zirvenin en çok dikkat çeken stratejik kazanımlarından biri Türkiye cephesinde yaşandı. ABD yönetimi, 2020 yılında Türkiye'ye uygulanan yaptırımları kaldırma ve Ankara'nın F-35 programına yeniden dahil edilmesinin önünü açma planını resmiyete döktü. Türkiye Programı Kıdemli Direktörü Defne Arslan, bu gelişmenin ardından Ankara’da F-35 tedarikine yönelik beklentilerin güçlendiğini, ancak hukuki ve kongre süreçlerine ilişkin prosedürlerin devam ettiğini belirtti. Ankara, zirve süresince gerçekleştirdiği diplomatik temaslarla, özellikle Suriye Devlet Başkanı Ahmed al-Sharaa gibi bölge liderleriyle yürüttüğü diyaloglarla küresel güvenlik mimarisinin merkezinde konumlandığını bir kez daha tescil etti.
Ancak analistler, zirvedeki iyimser havaya rağmen temkinli. Torrey Taussig, savunma harcamalarındaki artışa karşın, İttifak genelinin ABD’den gelen net taahhüt ve liderlik eksikliği nedeniyle zayıfladığını; bunun da “daha zayıf bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa” gelişimi doğurduğuna dikkat çekti. Zirve kapsamında düzenlenen Savunma Sanayii Forumu'nda ise küresel savunma yüklenicileri, Rusya'nın Çin, Kuzey Kore ve İran ile derinleşen ittifakına karşı NATO'nun acil kapasite artırımı zorunluluğunu masaya yatırdı. Avrupa başkentlerinde, Pentagon tarafından yürütülen kuvvet yapısı incelemesi kapsamında, ABD askerî varlığında yaşanabilecek olası azaltımların ittifak içinde yeni bir risk alanı oluşturabileceği endişesi ise varlığını koruyor.
Temsili Görsel / Kaynak: İnternet
Kaynak: Habere Git